Aslen Ispartalı olup Konya’da faaliyet gösteren, Âtıf Efendi’yle beraber okuduğu dönemde kendisine düşmanlık eden Zeynelabidin isminde biri ve daha başka şahıslar bazı kimselerin yeni rejime ve şapka kanununa muhalefet ettiği ihbarıyla başvuruda bulunur. Bu başvuru üzerine Âtıf Efendi’nin yanı sıra onun “Frenk Mukallidliği ve Şapka” kitabını bulundurduğu ve dağıttığı gerekçesiyle Efendi Babamız Ahıskalı Ali Haydar Efendi Hazretleri ve İstanbul’un yanı sıra Anadolu’nun muhtelif şehirlerinden daha birçok kişi için dosya açılır. Birleştirilen suç duyurularına bağlı olarak 40’ın üzerinde şahıs Ankara İstiklâl Mahkemesi’nde yargılanır.[1] Ahıskalı Ali Haydar Efendi de İstanbul’da tevkif edildikten sonra duruşma için Ankara İstiklal Mahkemesi’ne götürülür ve duruşmaya çıkar.
Ahıskalı Ali Haydar Efendi ifadesinde; Âtıf Efendi’yle beraber faaliyet göstermediklerini, bazı meselelerde karşıt düşüncelerde bulunduklarını, kendisinin Hâlidî meşrep olması hasebiyle aralarında tasavvufî açıdan da görüş ayrılıkları yaşandığını belirtir. Âtıf Efendi’nin Frenk Mukallidliği ve Şapka kitabı sorulduğunda ise kitabın muhteva ve usûl açısından dirayetli bir kitap olmadığını, kendisinin ilmî seviye ve derece bakımından daha yüksek olduğundan hareketle, ondan istifade etmeye ihtiyaç duymadığını söyler. İstiklâl Mahkemesi’ndeki ifadesi bu minvalde seyreder. Bu kısım, yani Ahıskalı Ali Haydar Efendi’nin ifadesi, Ahmed Nedim’in neşrettiği İstiklâl Mahkemesi Zabıtlarında mevcuttur.[2]
İstiklâl Mahkemesi Zabıtlarına göre, sanıkların duruşmalarının ardından yüzleşmelerin gerçekleştiği duruşmalar başlıyor fakat tutanağın 6. defteri yırtılıp atıldığından yüzleşmelerle ilgili bir bölümün tutanaklarına ulaşılamıyor. Bir dönem milletvekiliyken Hasan Mezarcı da İskilipli Âtıf Efendi ile ilgili mahkeme zabıtlarını bakanlıktan istiyor lâkin kendisine verilen zabıtlar arasında da 6. defter yine mevcut değil. Zabıtları yayınlayan Ahmed Nedim, bu kısımda Âtıf Efendi ile Ahıskalı Ali Haydar Efendi’nin yüzleştiği duruşma kayıtlarının yer almış olabileceğini söylüyor.[3]
Buraya kadar yazılanlar, yani Ahıskalı Ali Haydar Efendi’nin ifadeleri ve yüzleşme tutanaklarının karartıldığı iddiası üzerinden, Hâlidî kolunu toptan inkâr ettiğinden Ahıskalı Ali Haydar Efendi’ye düşmanlık besleyen Süleymancı bir grup ile bazı Selefî gruplar Âtıf Efendi’ye sahip çıkmadığı, hatta onu -hâşâ- jurnallediği iddiasıyla o büyük veliye hücum ediyorlar. Ebû Hanzala künyeli Halis Bayancuk’un “Tasavvuf ve Jurnalcilik” videosunda ve daha başka konuşmalarında ortaya attığı iftiralar da bu noktaya dayanıyor![4]
Ahıskalı Ali Haydar Efendi Neden O Şekilde İfade Verdi?
Ahıskalı Ali Haydar Efendi, anlaşıldığı kadarıyla organize, yani cemiyet olarak hareket edilmediğini ortaya koymak için bazı ifadeler buyurdular. Zira cemiyet olarak muhakeme edilecek olsalar belki de hepsine idam kararı verilecekti. Ayrıca, bu ifadede yanlış bir beyan yoktur. Zira Ahıskalı Ali Haydar Efendi resmî vazifelerinden ötürü hiçbir cemiyette yer almamıştır. Dolayısıyla Âtıf Efendi’nin riyaset ettiği veya aza olarak bulunduğu Cemiyet-i Müderrisin yahut Teâl-i İslâm cemiyetlerinde hiçbir zaman bulunmamıştır.
Ahıskalı Ali Haydar Efendi’nin Âtıf Efendi’yi küçük gördüğü iddiası da doğru değildir. Zira ifadede, aralarında ilmiye sınıfı açısından söz konusu olan seviye farklı dile getirilmiştir. Nitekim Ahıskalı Ali Haydar Efendi, Osmanlı’nın en yüksek kurumlarında vazife aldığından ilmiye sınıfında Âtıf Efendi’ye göre yüksek derecedeydi ve kıdemliydi. Dolayısıyla verilen ifadede bu açıdan da -hâşâ- doğru olmayan bir beyan geçmemektedir.
Netice olarak, Ahıskalı Ali Haydar Efendi’nin ifadelerinde Şehid İskilipli Âtıf Efendi’nin aleyhinde ifade vermek veya karşı tarafına geçmek bir yana, en küçük bir olumsuzluk yoktur. Söz konusu iddiaları, ancak tutanakları okumamış bir kimse öne sürebilir.
Ayrıca, İskilipli Âtıf Efendi de sorgusunda bazı kimseleri tanımadığını, münasebeti bulunmadığını ve bazı noktalarda da kişiler hakkında olumsuz ifadeler yer alan birtakım sözler söylemiştir.[5] Onun bu ifadeleri de -hâşâ- jurnalcilik ya da ihbar yahut küfrün tarafına geçmek midir?
Sözde mahkeme sonucunda, ihbar edilip yargılananlardan Âtıf Efendi ve Babaeski Müftüsü Ali Rıza Efendi’ye idam kararı verildi. Âtıf Efendi için somut delil olarak Frenk Mukallidliği ve Şapka adlı kitabı, Ali Rıza Efendi için ise yazmış olduğu birkaç mektup gösterildi ve idam edildiler. Ahıskalı Ali Haydar Efendi ve diğer bazı hocalar ise beraat ettiler fakat hep gözlem altında tutuldular.
Ahıskalı Ali Haydar Efendi ile beraber yargılananlar arasında Tâhirü’l-Mevlevî ve daha başka dostları da vardı. Âtıf Efendi’nin idamından ve kendilerinin beraatinden sonra bu dostlar bir arada bulunmaya devam ettiler. Âtıf Efendi’yi hep hayırla andılar ve görüşmelerinde Âtıf Efendi’den söz açıldığında birbirlerine sitem ettiklerine ya da birbirlerini -hâşâ- itham ettikleri görülmedi. Eğer Ahıskalı Ali Haydar Efendi ile ilgili iddia edildiği gibi bir düşünce olsaydı, görüşmelerinde çeşitli sitem ya da serzenişlerin söz konusu olması gerekirdi.
Buna mukabil, idam sabahına kadar Ahıskalı Ali Haydar Efendi ile Âtıf Efendi’nin aynı koğuşta muhabbetle kaldıkları ve son gece iki zatın da rüya gördüğü, Ahıskalı Ali Haydar Efendi’nin rüyadaki manevî tavsiyeye uyduğu, Âtıf Efendi’nin ise idam edileceği haberini aldığı için karara râzı olduğu anlatılır.[6] Ahıskalı Ali Haydar Efendi’in yakınları tarafından rüya meselesi bu şekilde anlatılsa da idam edileceğini rüyada gören kişinin Babaeski Müftüsü Ali Rıza Efendi olduğu ve bu sebeple savunma yapmadığı anlatılır. Âtıf Efendi’nin savunma yaptığı, Ali Rıza Efendi’nin ise savunma yapmadığı dikkate alındığında, rüya ile ilgili bu düzeltme kabul edilmelidir.[7] Nitekim Tâhirü’l-Mevlevî de bunun şahidlerindendir.
Yırtılan Sayfalarda Kimlerin Yüzleşmesi Vardı?
Maalesef konuyla ilgili olumsuz düşünceler, Ahmed Nedim’in “Kayıp tutanaklarda Âtıf Efendi ile Ali Haydar Efendi’nin yüzleşmesi ve tartışmaları vardı” notu üzerinden oluşturulan bir algıya dayanıyor. Oysaki bazı araştırmacılar, ikisi de sanık olduğu için kayıp sayfalarda Ahıskalı Ali Haydar Efendi ile Âtıf Efendi’nin değil, Âtıf Efendi ile kendisini ve beraberinde yargılananları ihbar eden Zeynelabidin adlı şahsın yüzleşmesinin ve tartışmalarının yer almış olabileceğini söylüyorlar.[8] Yüzleşme tutanaklarının seyrine bakıldığında, birbirini suçlayan kişilerin yüzleştirildiği görülüyor. Ayrıca, Zeynelabidin’in itirafçı gibi bir sıfatla hareket ettiği düşünüldüğünde, duruşma esnasında kendisine itirafçılık karşılığında vadedilenleri ifade etmiş olma yahut yargılamayı yürütenler hakkında birtakım şeyler söylemiş olma ve bu sebeple tutanakların imha edilmiş olma ihtimali beliriyor. Netice olarak, müfteriler görmedikleri zabıtlar üzerinden algı yürütmüş, itibar suikastı yapmış oluyor.
İzzet Arayan Ali Haydar Efendi’nin Yanında Bulunur
Osmanlı Devleti’nin en yüksek kurumlarında vazife ifa etmiş ve celalli bir zat olarak hak sözü her daim çekinmeden hâkim kılmış olan Ahıskalı Ali Haydar Efendi, ortaya atılan iftiralardan beridir. İttihadçıların Şeyhülislâmlık teklifini reddeden, Meclis-i Mebusan’ı ve meşrutiyeti padişahın huzurunda, en yüksek seviye ulema sınıfının önünde tenkit edebilecek dirayet ve heybette bir zattır.[9]
Hayatını itikaddan amele, düşünceden fikre, kılıktan kıyafete, cemiyetten siyasete kadar her alanda Frenk’e zerre kadar benzememeye adayan ve ardında Mahmud Efendi Hazretleriyle birlikte Batı’ya yeryüzünde en büyük muhalefeti sürdüren bir cemaat bırakan Ahıskalı Ali Haydar Efendi nerede, “Frenk Mukallidliği ve Şapka” kitabının muhteviyatı hakkında söylediklerinden dolayı bugün yargılayan serseriler nerede? Velhasılıkelam izzet arayanlar, Ahıskalı Ali Haydar Efendi’nin manevi sancağı altında bulabilirler.
Dipnotlar
[1] Nezih Uzel, İskilipli Atıf Hoca Nasıl İdam Edildi?, Sinan Matbaası ve Neşriyat Evi, İstanbul, 1950 (Derin Tarih Kültür Yayınları-8, Kasım 2013, İstanbul s. 46-47’den naklen.)
[2] Ahmed Nedim, Ankara İstiklal Mahkemesi Zabıtları 1926, İşaret Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, 1993, s. 116-118.
[3] Ankara İstiklal Mahkemesi Zabıtları 1926, s. 118.
[4] İlgili iddialara dair web sayfaları ve video kayıtları şahsî arşivimizde mahfuzdur. Müfterilerin kaldırılması durumunda tarafımızdan çıkarılabilecektir.
[5] Ankara İstiklal Mahkemesi Zabıtları 1926, s. 109-115.
[6] İhsan Şenocak, İki Devrin Ulu Hocası Ali Haydar Efendi, Hüküm Kitap, 4. Baskı, İstanbul, 2017, s. 110-111.
Fahrettin Öztoprak da “Gerçekler Işığında İskilipli Atıf Efendi” adlı esere kaydedilmiş olan anlatımı aynen nakleden bir dergi makalesine atıfla tekrar ediyor (s. 14-15).
[7] Mustafa Armağan ile Derin Tarih, İstiklal Mahkemeleri ve İskilipli Atıf Hoca’nın İdamı, https://www.youtube.com/watch?v=00bHSimc4Pw (e.t. 2.5.2026)
Video içeriğinde Mustafa Armağan, söz konusu rüyayı Ali Rıza Efendi’nin gördüğünü bu sebeple de savunma yapmadığını belirtmektedir.
[8] Fahrettin Öztoprak, Gerçekler Işığında İskilipli Atıf Efendi, s. 14-15.
[Dijital erişim: https://fztoprak6.blogspot.com/2013/04/gerceklerin-isiginda-iskilipli-atif.html, (e.t. 2.5.2026)]
[9] İki Devrin Ulu Hocası Ali Haydar Efendi, s. 53-54.
Yorum Yazın
Yorum Ekleyin